Mucize Filmi İncelemesi
05/01/2015

Mucize Filmi İncelemesi


Müzik kariyeri sonra oyunculuk ve yönetmenlik kariyeri olan Mahsun Kırmızıgül'ün yeni filmi Mucize sinema izleyicisiyle buluştu. Senaryosunu, yönetmenliğini ve başrolünü Kırmızıgül'ün üstlendiği filmde Talat Bulut, Mert Turak, Seda Tosun, Ali Sürmeli, Meral Cetinkaya, Büşra Pekin, Cezmi Baskın, Sinan Bengier, Şenay Gürler, Cihat Tamer gibi  usta isimler yer alıyor.

Daha önce imza atmış olduğu başarılı yapımlar Beyaz Melek, Güneşi Gördüm ve New York'ta Beş Minare ile sinema dünyasında kendine saygın bir yer edinen Kırmızıgül, yeni filmiyle izleyicilerden ve eleştirmenlerden olumlu yorumlar aldı. Son dönemlerde sinema sektörü yerine dizilere odaklanan yönetmen umduğunu bulamayınca Mucize filmiyle sinemaseverlerin karşısına çıktı.

Mucize Filmi

Kırmızıgül'ün filmleri, sinemasal açıdan eksiklikler taşısa da ‘Mahsun Kırmızıgül filmleri’ için söylenecek şey: ‘Samimiyet’. Filmlerinde hem teknik anlamda hem de hikayeyi anlatma biçimi olarak kendini geliştiren Kırmızıgül, son filmi Mucize'de teknik açıdan çıtasını bir hayli yükseltmiş.

Öyle ki salt dram haricinde komedi unsurlarını da serpiştirdiği filmde ait olduğu dönemi oldukça gerçekçi bir biçimde yansıtan ilk 3 dakikalık açılış sekansı etkileyici sahneler arasında başı çekiyor. Kullandığı canlı renk skalasıyla da filmin görsel açıdan seyirciyi büyüleyici bir açılış yapmasını sağlıyor.

Hikayeye gelecek olursak; 1960’lı yılların Türkiye’sinde Ege’nin şirin bir kasabasından Doğu’nun uzak ve sarp bir köyüne şark görevini yapmak üzere bir muallim öğretmen tayin olur. Kırmızıgül’ün hikayelerinin değişmez unsuru olan; ‘Kürt Meselesi’ ya da ‘Doğu’-‘Yoksulluk’ ilişkisi yine hikayenin ana unsurunu oluşturuyor; ancak bu konular bu kez daha farklı boyutlarıyla ele alınıyor; yanına ‘Zihinsel ve bedensel engellilik’ ve ‘eğitim’ gibi önemli konular da ekleniyor. Hikaye'de köy halkı; ‘Zazaca’ konuşan Kürt’lerden oluşuyor. Ve o yılların isimlendirmesiyle köyde ‘eşkıyalar’ da yaşıyor.

Mucize Filmi

Filmde bu eşkiyaların zararsız olduğu, kimsenin önünü kesmediği, malını çalmadığı, jandarmaya yakalanmamak için kaçtıklarını ve dağalarda yaşadıklarını köy muhtarı ve muallim arasında geçen konuşmalardan ve filmin sonraki bölümlerinden öğreniyoruz. Hatta okulu olmayan köye kendi elleriyle okul yaptıklarını da görüyoruz. Muallim karısını arayarak; ‘beni eşkıyalar kaçırdı, fidye olarak şu kadar para gönderin’ diyor, çimento, demir vesaire alıyor ve okulu da ‘eşkıyalar’ yapıyor. Bu önerme; son zamanlarda ‘okul yakma’ hadiselerinden sonra yaşanan olaylara aslında ‘okul yakma, okul yap’ gibi önemli bir gönderme niteliği taşıyor.

Köye gelen muallim sayesinde hayata tutunan Aziz, okuma-yazma öğrenir, yavaş yavaş konuşmaya da başlar ama henüz topluma tam karışamamız ve dilinin bağı çözülememiş, bunun için muallimin gayreti ve sevgisinden daha güçlü bir şeye ihtiyacı vardır, filmde bunun cevabı: ‘Aşktır’. Hem  muallimin mesleğine olan aşkı hem Aziz’in Mizgin’e olan aşkı hem de Mizgin’in merhametle, şefkatle daha sonra Aziz’e yani; kocasına duyacağı aşk. Muallim Aziz’de öyle değişikliklere vesile olacaktır ki; buna babası, annesi, kardeşleri bile çok şaşıracaktır.

Filmin daha sonraki bölümlerinde hikaye sarmalını çözüyor, çözdükçe seyirciyle daha fazla özdeşleşiyor. Hem komedi hem de dramın olduğu sahneler filmin içinde birlikte yürüyüp gidiyorlar.

Mucize filminin seansları için tıklayınız.

Paylaş:

SİZ DE YORUM YAPIN