La La Land (Aşıklar Şehri) Film İncelemesi
09/01/2017

La La Land (Aşıklar Şehri) Film İncelemesi

Genç sinemacı Damien Chazelle'nin kamera arkasına geçtiği müziğin ön planda olduğu Whiplash'in çektiği La La Land (Aşıklar Şehri) filminin incelemesi. La La Land filmi hakkında yorumlar.


Daha 29 yaşında yaptığı ilk filmi Whiplash’ı çok, çok sevmem hiç yanlış değilmiş. Şimdi, iki yıl sonra gelen bu filmi de öylesine sevip bağrıma basıyorum. Kim ne derse desin...

İki filmin de popüler olabilecek ve de olan yanlarını onlara karşı kullanmaya hevesli saf “sanat filmi’ hayranları da ne denli küçümserse küçümsesin... Ben ve de bizler –sanırım az değiliz! –bayıldık.

Whiplash temelde müzik üzerine bir filmdi. Yan temaları ise sanatla hayatın karmaşık ilişkileri, o bitmeyen öğretmen-öğrenci alış-verişi ve de bir işe (bir sanata) gönül vermiş birinin yükselmek uğruna göze alabilecekleriydi.

Bu film de aynı temaları bulmak şunu kanıtlıyor: Chazelle bir ‘auteur- yaratıcı’dır. Ve her gerçek yaratıcı gibi, eserinde hep aynı temaları yineleyecek ve zenginleştirecektir. Yazıya devam etmek için tıklayınız...

T24 Yazarı: Atilla Dorsay

Aşıklar Şehri (La La Land)

Oscar'lık Bir Meydan Okuma


Bütün değerlerin hızlı ya da yavaş ama bir bir aşındığı şu zamanda Aşıklar Şehri/La La Land bize öyle bir yerden sesleniyor ki, bu sesin yüreğinize dokunmaması imkansız... Caz müzisyeni olmak isteyen Sebastian (Ryan Gosling) ile oyuncu olmak isteyen Mia'nın (Emma Stone), rutin olan her şeyin dışına çıkıp yaşadıkları danslı, müzikli, coşkulu, hüzünlü, eşitlikçi dopdolu ama bir o kadar da naif aşk hikayesi, post modern zamanların aşındırdığı o değerlere, kaybedilen zamana bir güzellemeye dönüşüyor. Ama film bunu şimdiki zamanın içinden direne direne yapıyor. Sebastian ve Mia, post modern zamanların yel değirmenlerine karşı kafa tutan Don Kişot gibiler... Şimdiki zamanın başarıyı, aşkı, ilişkileri, romantizmi, müziği hatta sinemayı nasıl metalaştırdığını ve bunun insanların, tutkuların, hayallerin üzerinde nasıl baskı kurduğunu öyle bir duyumsatıyorlar ki onların naifliğine, romantikliğine kayıtsız kalamıyorsunuz... Yazıya devam etmek için tıklayınız...

Sabah Yazarı: Olkan Özyurt

Paylaş:

SİZ DE YORUM YAPIN